Teknoloji

Life is Strange Remastered – İnceleme

 
Deck Nine tarafından geliştirilen ve Square Enix tarafından oyuncuların beğenisine sunulan Life is Strange, 5 bölümlük bir deneyimi bizlere aktarıyor. Oyunda Max isimli karakter ile birlikte ilerlemeye başlıyoruz, hikaye odaklı yapıda kendi yolumuzu bulmaya başlıyoruz, birbirinden değerli seçimlerle birlikte rota değiştirebiliyor, geçmişe ve geleceğe dokunabiliyoruz.
 
5 farklı bölümle karşımıza çıkan bu yapım bizlere uzun bir oyun deneyimini aktarıyor. Bize daha sinematik bir içerik sunan yapım oynanışı açısından pek bir şey sunmuyor. Dolayısıyla oyun sinematik ve interaktif bir oyun deneyimi içeriyor ve bu tarzı seven oyuncular bu oyuna bir şans verebilir.
 
Bu temel özelliklerden oluşan oyunun incelemesine geçelim..
 
Oyunun teması nedir?
 
 
 
Yukarıda da belirttiğim gibi Life is Strange oyununda Max isimli bir kız karakteri oynuyoruz. Bu karakterimiz yetişkinliğe yeni girmiş ve 18 yaşında bir genç olarak karşımıza çıkıyor ve burada yetişkinliğin ilk belirtilerini görmeye başlıyoruz. Oyunda bu karakterle birlikte korkunç bir olayla canımız yanıyor ve burada üstün yeteneklerimizin ortaya çıktığını görüyoruz. Oyunda bu karakter zamanı geri alma yeteneğine sahip ve bu yetenek sayesinde hem kendimizin hem de etrafımızdaki karakterlerin ve olayların kaderini tamamen değiştirebiliyoruz. Aslında bununla da yetinmiyoruz ve ilerleyen bölümlerde geçmişe giderek gelecekle oynayabiliyoruz yani geçmiş olayları kurcalayarak gelecek olayların değişmesine sebep oluyoruz. Elbette bu değişikliğin günümüzde çok büyük bir maliyeti var.
 
Oyun tamamen bu hikayeye odaklanmış ve bu karakterin bu yetenekle neler yapabildiğini ve neyi değiştirmek istediğini görebiliyoruz.
 
Oyunda oynanış bölümleri oldukça az.
 
 
 
Oyunda yukarıda da belirttiğim gibi oynanış açısından pek bir şey beklemeyin. Oynanış açısından bize üstün bir içerik sunmak istediğini söylemiyor. Bize sinematik ve interaktif bir hikaye deneyimi aktarmaya çalışan oyunda zaman zaman karakterimizin kontrolünü ele alıyoruz ve bu bağlamda hem çevreyi keşfedebiliyor hem de etraftaki nesnelerle etkileşime geçebiliyoruz. Etkileşime girdiğimiz nesnelerle birlikte burada neler olup bittiğini öğrenmeye çalışıyoruz ve zaman zaman karakterimizin konuşmasına şahit olabiliyoruz.
 
Aslında oynanış alanlarının kontrolü bizde ve karakterimizle birlikte kesinlikle bir bölgeye ilerleyebiliyoruz ve bu alanlar oldukça kısıtlı. Bu nedenle oyunda daha sinematik bir deneyim elde ediyoruz ve orta sahnelerde ve karakterlerin ortasında geçen konuşmalarda kendimizi her zaman bulabiliyoruz. Oyunda farklı karakterler bulunuyor ve bu karakterlerle arkadaş olabileceğimiz gibi düşman da olabiliyoruz. Bu tamamen size bağlı.
 
Oyunda farklı bölgelere hatasız adım atabiliyoruz.
 
 
 
Life is Strange’deki hikaye sayesinde sadece yatılı okulumuzda değil, farklı bölgelerde de farklı bölgelere adım atabiliyoruz. Dolayısıyla oyunda hem şehri turlayabiliyor hem de şehrin farklı bölgelerine ilerleyebiliyoruz. Bu geçişler ile oyun bize bu konuda çok güzel bir içerik sunuyor ve farklı bölgeleri farklı bölgelere götürerek keşfetmemizi sağlıyor. Konuşlandırıldığımız bu bölgelerdeki farklı görüntülere gerçek anlamda bakabilir, onları keşfedebilir ve bu alanlarda karakterler varsa konuşabilir veya etkileşime geçebileceğimiz nesnelerle etkileşime geçebiliriz.
 
Seçimlerle hikayenin akışını değiştirebiliriz.
 
 
 
Oyun özünde fıkralar ve seçimler üzerine kurulu ve seçimlerle birlikte hikayenin gidişatını değiştirebiliyor ve hangi karakterin yaşayıp hangi karakterin öleceğine biz karar veriyoruz. Bu nedenle oyunda alacağımız kararlar çok değerli. Bu kararlarla durumu iyiye ya da kötüye çevirebiliriz. Oyunda zaman zaman karakterimizin sahip olduğu zamanı geri sarma özelliğini kullanabiliyoruz ve bu yetenek ile bazı hatalar telafi edilebiliyor. Tabii bu bahiste oyun çok genişledi ve bu yeteneği her zaman kullanabiliyoruz ve bir karakterle tamamen konuştuktan sonra zamanı geri alıp bu karakterle tekrar konuşabiliyoruz. Hatta yeni diyalogların kilidini açabiliriz.
 
Life is Strange’deki bu seçimlerle birlikte hem geçmişi hem de geleceği tamamen değiştirebiliriz. Bu nedenle oyunda seçimleri çok dikkatli yapmak zorundayız. Bu sayede hem istediğimiz sonuca hem de istediğiniz mutlu sona ulaşabiliriz. 5 bölümlük bu macerada çok fazla seçim anına rastlıyoruz ve hemen hemen her sinematikte farklı diyalog seçimleriyle bir arada karşılaşabiliyoruz. Elbette bazı seçimlerin hikayenin gidişatına etkisi olduğunu söyleyemeyiz ama değerli seçimler gündeme geldiğinde doğru seçimi yapmak çok değerli.
 
Fon müziği oyuncuları içine çeken türdendir.
 
 
 
Elbette çıktığımız bu macerada müzik çok yer kaplıyor ve bu oyundaki müzikler oldukça cezbedici. Bu nedenle oyunun her bölümünün başında farklı müziklerle karşılaşabiliyoruz ve bunlar çok güzel bir şekilde karşımıza çıkıyor. Bu şarkıların oyuncuları direkt olarak oyuna adapte edebildiğini ve dinledikçe dinleyeceğini söyleyebilirim. Müzik konusunda oldukça başarılı işlere imza atan bu yapımda farklı bölümlerde oldukça ilgi çekici müziklerle karşımıza çıkıyor.
 
Oyun hakkında sevmediğim şey
 
 
 
Elbette oyunda sevmediğim bir kaç unsur var ve bu unsurlardan bahsetmek istiyorum. Oyunu genel olarak beğendim ama karakterlerin ortasındaki diyalogların çoğunun boş olduğunu düşünüyorum. Oyunda bir süre sonra artık diğer karakterlerle konuşmamayı tercih etmeye başladım. Çünkü bu karakterlerle konuşmak hikaye anlamında rastgele bir şey katmıyor, sadece “konuşmak” diyebileceğimiz cümlelerle karşılaşıyoruz. Durum böyle olunca bir an önce oyundaki ilerlemeye dikkat etmek istiyorsunuz ve bu karakterlerle bir süre sonra konuşmayı bırakıyorsunuz. Bundan dolayı oyunda çok fazla boş konuşma olduğunu söyleyebilirim. Ancak karakterlerin ruh halleri ve yaşları düşünüldüğünde bu tür bir sohbetin olmaması oldukça doğal.
 
Sevmediğim bir diğer şey de oyunun bazı noktalarında hep aynı sinematikleri izliyoruz ve orada uzun zaman geçiriyoruz. Bu nedenle beni oyundan uzaklaştıran unsurlardan biri de bu oldu. Çünkü her zaman olduğu gibi geçmişe gidiyoruz, geçmişteki bir hatırayı değiştiriyoruz ve geleceğe dönüp bu hafızayı inceliyoruz. Sonrasında ise geçmişe giderek bu hatayı düzeltmeye çalışıyoruz ve sinematiklerin ortasındaymış gibi hep dönüp duruyoruz. Durum böyle olunca sanki oyun içinde bir döngüye girmiş gibi aynı şeyleri yapmaya başlıyoruz. Oyunun sevmediğim yönlerinden biri de bu.
 
Oyun teknik anlamda nasıl bir deneyim sunuyor?
 
 
 
Life is Strange’in şu anda iki farklı versiyonu bulunuyor. Birincisi orijinal versiyon, diğeri ise remastered versiyon. Geliştirici ekibe göre Rimaster versiyonu ile birlikte animasyonların ve çizimlerin daha da güzel olduğu belirtiliyor ancak orijinaline göre çok fazla bir güzelleştirme olduğunu düşünmüyorum. Çoğu zaman karakterlerin yüzleri ve mimikleri donuk bir vaziyette çıkıyor ve bu bağlamda yüzlerindeki heyecanı hissedemedim ama küçük yüz yansımalarında orijinaline göre iyileştirmeler var. Orijinal versiyon ile aynı deneyimi aktaran bu oyunun oynamak istediğiniz versiyonuna hızlıca dönebilirsiniz. Bu konuda herhangi bir sorun yaşayacağınızı düşünmüyorum.
 
Oyun oynamaya değer mi?
 
 
 
Oyunu bir değil defalarca bitirdim. Yukarıda bahsettiğim beğenmediğim durumlar dışında bize keyifli bir sinematik macera deneyimi sunuyor diyebilirim. Ancak Life is Strange’in ikinci oyunu benden daha ilginç bir hikayeye sahip. Ne yazık ki bu oyunun ilginç bir tarafını göremedim, bu yüzden oyunda bundan sonra ne olacağı hissini ve heyecanını alamadım. Ancak yine de bu tür yapımlardan hoşlanıyorsanız ve sinematik bir deneyim yaşamak istiyorsanız bu oyuna göz atabilir ve bir şans verebilirsiniz.
 

Ayrıca oyunun orijinal sürümünün ilk bölümü Steam’de ücretsiz olarak karşımıza çıkıyor. Bu nedenle ilk bölümü oynayarak bu oyunun diğer bölümlerini de oynamaya karar verebilir ve oyunu ayrı olarak satın alabilirsiniz.

haber-pamukkale.com.tr

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu